
OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİ TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ
(1795-1914)
ÖZET
Bu makalede, Osmanlı Devleti döneminde yaÅŸanılan Türk-Amerikan iliÅŸkileri incelenmiÅŸtir. Çalışmada öncelikle Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin kuruluÅŸu ve kuruluÅŸ yıllarındaki Amerikan dış politika anlayışı ortaya konmuÅŸtur. Türk-Amerikan iliÅŸkilerinin baÅŸlangıcı ve ilk antlaÅŸmalar ile ABD’nin Osmanlı coÄŸrafyasındaki faaliyetleri incelenmiÅŸtir. Çalışmada günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin yaÅŸadığı bazı sıkıntıların kökeninde Osmanlı Devleti döneminde Türk topraklarında yürütülen Amerikan faaliyetlerinin olduÄŸu vurgulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Osmanlı-Amerikan ilişkisi, Türk-Amerikan İlişkisi, Ermeni Sorunu, Misyonerlik.
THE RELATIONSHIP BETWEEN TURKEY AND USA IN THE PERIOD OF THE OTTOMAN EMPIRE (1795-1914)
ABSTRACT
In this article it was studied, the relationship between Turkey and the USA in the period of the Ottoman Empire. Firstly, it was investigated that foundation of the USA and American foreign policy in Ottoman period. Thebeginning of the relationship, treaties with Ottoman Empire and the USA; activities of the USA in Otoman werestudied in this article. The idea emphasized in the article that:, the origins of present problems had begun in OttomanEmpire period because of the American activities.
Key Words: Ottoman-USA relationship, Turkish-American relatioship, Armenian Issue, Missionary.
1. GİRİŞ
Yaklaşık iki yüz yıla yaklaÅŸan Türk-Amerikan iliÅŸkilerinin II.Dünya Savaşı’na kadar daha çok ekonomik boyutta geliÅŸtiÄŸi, II.Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin (ABD) ekonomik bir güç olarak belirmesiyle, iliÅŸkilerin siyasî görünüm kazandığı genel olarak kabul edilen bir görüştür. II. Dünya Savaşına kadar Türk-Amerikan iliÅŸkilerinin sadece ekonomik boyutta kaldığı iddiası ile Türk-Amerikan iliÅŸkileri; II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası ÅŸeklinde incelenmektedir. II. Dünya Savaşına kadar Türk-Amerikan iliÅŸkileri iki Türk devleti döneminde benzer karakterde de olsa, Osmanlı dönemi Türk-Amerikan iliÅŸkileri ve Cumhuriyet dönemi Türk-Amerikan iliÅŸkileri olarak yapılan tasnif bu çalışmada esas alınmıştır. Zira, Osmanlı dönemi Türk- Amerikan iliÅŸkilerini sadece ekonomik boyutta ele almak, “gayri siyasî”1 olarak nitelemek ve ABD’nin Osmanlı coÄŸrafyası üzerindeki siyasî faaliyetlerini ve gayelerini görmezden gelmek bir yanılgı olacaktır. Böyle bir yanılgı; “Ermeni meselesi”, “misyonerlik faaliyetleri” gibi günümüze deÄŸin uzanan meselelerin olduÄŸu gibi; ABD’nin Orta DoÄŸu, Türkistan, Asya ve Türkiye politikalarının da arka planını görmeyi zorlaÅŸtıracaktır. Osmanlı Devleti dönemi Türk-Amerikan iliÅŸkileri sadece ekonomik olaylardan ve antlaÅŸmalardan oluÅŸmamaktadır. ABD’nin “Monroe Doktrini’ni” takip ettiÄŸi, yani sözde kendini Amerikan kıtasında tecrit ettiÄŸi bu yıllar Amerikan misyonerlerinin Osmanlı coÄŸrafyasında çalışmalarının baÅŸladığı yıllardır. Yine o yıllardan baÅŸlayarak ABD, “Ermeni meselesi”söylevleri ile Osmanlı Devleti’ni dolayısıyla Türk milletini zor durumda bırakmıştır.
2. ABD’NİN KURULMASI VE GENİŞLEMESİ
İngiltere ile Fransa arasında yaÅŸanan “Yedi Yıl SavaÅŸları (1756-1763)”2 neticesinde İngiltere, Kuzey Amerika’daki Fransız kolonilerini, Kanada ve Hindistan’ı ele geçirmiÅŸtir. Ancak savaÅŸ nedeni ile İngiltere malî yönden büyük sıkıntıya düşmüştür. Bu sıkıntının giderilmesi amacı ile İngiltere 1764-1765 yıllarında Amerika’daki kolonilerine yeni vergiler koymuÅŸtur. İngiltere’nin ek vergi talebine koloniler karşı çıkmıştır. Kuzey Amerika kıtasında İngiliz sömürgesi olan 13 koloni3 ile İngiltere arasında yaÅŸanan vergi anlaÅŸmazlıkları 1774 yılında silahlı çatışmaya dönüşmüştür. İngiltere’ye karşı mücadele veren bu 13 koloni halkı bir araya gelerek mücadelelerini beraber yürütmeye baÅŸlamışlar ve 4 Temmuz 1776 tarihinde yayınladıkları “Bağımsızlık Demeci”4 ile Amerika BirleÅŸik Devletleri (ABD) adı ile bağımsızlıklarını ilan etmiÅŸlerdir. “Bağımsızlık Demeci’nin” ilanı ile koloniler halkı ve İngiltere arasındaki mücadele bir bağımsızlık mücadelesi haline gelmiÅŸtir. Kolonilerin bağımsızlık savaşı 1783 yılına kadar sürmüştür. Neticede, İngiltere hem karada hem de denizde yapılan savaÅŸları kaybetmiÅŸ ve ABD’yi tanımak zorunda kalmıştır.5 İngiltere ABD’yi 3 Eylül 1783′te yapılan Paris AntlaÅŸması ile tanımıştır. İngilizlere karşı İstiklâl mücadelesini kazanan ABD 1861 yılına kadar süratle büyümüştür.6 XVIII. yüzyılın baÅŸlarında Fransızlar bugünkü ABD’nin orta kısmını teÅŸkil eden bölgeye hakim olmuÅŸlar ve kralları “Louis’e” atfen bölgeye “Louisiana” adını vermiÅŸlerdir. Ancak Fransa 1763 yılında Yedi Yıl SavaÅŸlarında yenilmesi üzerine bu topraklarının bir kısmını İngiltere’ye bir kısmını da İspanya’ya bırakmak zorunda kalmıştır. 1800 yılında bölge tekrar Fransa’nın idaresine geçmiÅŸse de ABD 1803 yılında bölgeyi 15 milyon dolara satın almıştır.7 1819′da Florida, ABD tarafından İspanyollardan satın alınmıştır. ABD, 1845 yılında Meksika’dan Teksas’ı ve 1846 yılında İspanya’dan Oregon’u almıştır. ABD, Meksika ile yapılan savaÅŸ neticesinde kazanılan yerlerin dışında bütün güney doÄŸu bölgesini Meksika’dan satın almıştır. 1867 yılında ise Alaska, ABD tarafından Rusya’dan 7.2 milyon dolara satın alınmıştır. İspanya ile 1898 yılında yapılan savaÅŸ neticesinde ABD Porta Rico’yu ve Filipinler’i ele geçirmiÅŸtir. ABD 1917 yılında Karaibler denizinde oldukça önemli olan ve elli adadan oluÅŸan Virgin adalarını da Danimarka’dan 25 milyon dolara satın almıştır8 Bu coÄŸrafî geliÅŸim Amerikan yayılmasıbüyümesi hakkında fikir vermektedir. Bu büyümenin demografik boyutu ise ÅŸu ÅŸekildedir;
Tablo-1: ABD’nin nüfus artışı (1800-1910)9
|
Yıl |
Nüfus |
|
Yıl |
Nüfus |
|
1800 |
5.5 milyon |
1860 |
31.4 milyon |
|
|
1810 |
7.2 milyon |
1870 |
38.5 milyon |
|
|
1820 |
9.6 milyon |
1880 |
50.1 milyon |
|
|
1830 |
12.8 milyon |
1890 |
62.1 milyon |
|
|
1840 |
17 milyon |
1900 |
75.9 milyon |
|
|
1850 |
23.1 milyon |
1910 |
91.9 milyon |
Tablo 1.’de de görüldüğü üzere ABD nüfusu 100 yılda 15 kattan fazla artmıştır. ABD’nin bağımsızlığının ilk yıllarında birinci hedefi bulunduÄŸu ana kara parçasında geniÅŸlemektir. Kanada sınırının çözüme kavuÅŸturulması ve Louisiana’nın 1803′te Fransa’dan satın alınması Amerikan tarihinde dönüm noktası olmuÅŸtur.10 BaÅŸkan James Monroe Batı yönündeki geniÅŸlemenin gerekli olduÄŸunu ÅŸu sözlerle belirtmiÅŸtir;
“Herkes ÅŸunu açıkça görmelidir ki âdil sınırlar içinde kalmak ÅŸartıyla toprak geniÅŸlemesi her hükûmete daha büyük hareket serbestisi saÄŸlar, güvenliklerini saÄŸlamlaÅŸtırır ve diÄŸer yönden bütün Amerikan halkı üzerinde iyi etkiler gösterir. Toprağın büyüklüğü bir ulusun bir çok özelliÄŸini belirler. Kaynaklarının, nüfusun ve fiziksel gücünün sınırlarını gösterir. Kısacası büyük güç ile küçük güç arasındaki farkı ortaya koyar.”11
ABD, “İç Savaşın (1861-1865)” sona erdiÄŸi 1865′ten, İspanya-ABD Savaşı’nın patlak verdiÄŸi 1898 yılına kadar muazzam bir ekonomik büyüme gerçekleÅŸtirmiÅŸtir. Bu yıllar arasında buÄŸday üretimi % 256, rafineri ÅŸeker üretimi % 460, kömür üretimi % 800, demiryolu uzunluÄŸu % 567 artmıştır. Ham petrol üretimi 3.000.000 varilden 55.000.000 varile, çelik üretimi ise 20.000 long tondan 9.000.000 long tona çıkmıştır.12 Bu büyümede demiryolu kullanımının geliÅŸmesinin büyük etkisi olmuÅŸtur.13 Bütün bu geliÅŸmeler ABD’nin sözde inzivada olduÄŸu yıllarda yaÅŸanmıştır. Amerika BirleÅŸik Devletleri BaÅŸkanı James Monroe 2 Aralık 1823′te kongreye bir mesaj yollayarak, Amerikanın Avrupa’nın sorunlarına karışmaya niyetli olmadığını, Avrupalıların da Amerika sorunlarına karışmaması gerektiÄŸini belirtmiÅŸtir. Daha sonra Monroe Doktrini olarak anılacak bu ilkeler yaklaşık 100 yıl boyunca Amerikan hükûmetlerinin kendi yarı kürelerinden çıkmamasını saÄŸlamıştır. Çok daha önemlisi, Avrupa’nın dışarıda tutulduÄŸu bir kıtayı yalnızca ABD tekelinde bir emperyalist yayılmaya açmıştır. 1823 tarihli Monroe Doktrini ile ABD, XX. yüzyılın başına kadar, Avrupa siyasî sistemi dışında kalarak kendisini izole etmiÅŸtir.14 İzolasyon politikasının dünyaya ilan edildiÄŸi 1820′li yıllar, aynı zamanda ABD’nin misyonerlik hareketine baÅŸladığı yıllara rastlamaktadır. Elbette, Atlas Okyanusu’nun ötesindeki DoÄŸu Akdeniz’e meselâ Beyrut’a misyoner yollayan bir devletin küresel hedeflerinin olmadığı iddia edilemez.15
Bu Yazi Bugun: 0 defa, Toplam: 36 defa okundu
BENZER YAZILAR:
