
3. TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ’NİN BAÅžLANGICI
1783′te bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkan ABD kısa sürede kendine özgü yapısını oluÅŸturmuÅŸtur. Uluslararası ticarî faaliyetlere öncelik veren ABD’nin ticarî faaliyet alanlarından biride Akdeniz bölgesi olmuÅŸtur. O dönemde dünya ticaretinde büyük yere sahip olan Akdeniz’de söz sahibi olmak ABD için oldukça önemlidir. Akdeniz’in ABD için diÄŸer bir önemi de ABD’nin temel ihraç ürünlerinden olan mısır, tuzlanmış balık vb. malların satışında Akdeniz ülkelerinin büyük yer tutmasıdır. O dönemde Akdeniz’de söz sahibi olan Cezayir beyliÄŸinin kendilerinden müsaadesiz dolaÅŸan iki Amerikan gemisini ele geçirmeleri ABD açısından bu beylik ile anlaÅŸma yapmayı zorunlu kılmıştır. ABD, Cezayir BeyliÄŸi ile anlaÅŸma (1795) yaptıktan sonra birer yıl ara ile Trablus ve Tunus ile de anlaÅŸma imzalamıştır.16 Cezayir ile yapılan anlaÅŸma gereÄŸince ABD, 20 yıl boyunca Cezayir BeyliÄŸine 12.000 altın vergi veya buna eÅŸdeÄŸer özellikle gemi malzemesi vb. mühimmat vermek zorunda kalmıştır.17 ABD’nin Akdeniz’e açılmasında Cezayir, Tunus ve Trablusgarp ile yapılan ticaret anlaÅŸmaları önemli rol oynamıştır. Cezayir ve Tunus beyleri Türk olduklarından Osmanlı Devleti-ABD arasındaki iliÅŸkiler dolaylı olarak baÅŸlamıştır. Cezayir-ABD arasında yapılan anlaÅŸmanın metni Türkçe olup, Osmanlı ahidnâme terminolojisi ile yazılmıştır.18 Garp Ocakları, MaÄŸrip Ocakları ve Berberî Ocakları olarak adlandırılan Cezayir, Tunus, Fas ve Trablus eyaletleri ile anlaÅŸma yapan ABD, Batı Akdeniz’de gemilerinin güvenliÄŸini temin etmiÅŸtir. ABD bu yol üzerinden DoÄŸu Akdeniz’e19 doÄŸru güvenliÄŸini saÄŸladıktan sonra ilerlemiÅŸtir. Gerek Akdeniz ticareti gerekse Osmanlı Devleti’nin üç kıtada geniÅŸ bir yüzölçümüne sahip olması, ayrıca Osmanlı Devleti’nin jeopolitik, jeokültür ve jeopetrol önemi ABD açısından Osmanlı Devleti ile iliÅŸkiye girmeyi gerekli kılmıştır. Bu doÄŸrultuda ABD XIX. yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti ile bir anlaÅŸma yapmaya çalışmış ve ülkeye çeÅŸitli heyetler göndermiÅŸtir. Amerikan Kongresi’nin 7 Mayıs 1784′te Benjamin Franklin, Thomas Jefferson ve John Adams’ı, ticaret ve dostluk antlaÅŸmaları yapmak üzere görevlendirdiÄŸi ülkeler arasında Osmanlı Devleti de vardı. Bu durum Amerikan tacirlerini yakalayan veya tâciz eden Cezayir gemilerinin Osmanlı PadiÅŸahına tâbii olmalarından ileri geliyordu. Zira, Amerika’nın İngiltere ile sulh antlaÅŸması imzalamasından sonra, Amerikan gemileri Akdeniz’de artık İngiliz bayrağının himayesinden mahrum kalmışlardı. Ancak sonradan Adams ve Jefferson Osmanlı Devleti ile antlaÅŸma yapmak fikrinden vazgeçmiÅŸlerdir.20 1799 yılında ABD BaÅŸkanı John Adams, Portekiz’deki Amerikan elçisi William L. Smith baÅŸkanlığındaki bir heyeti Osmanlı Devleti ile bir dostluk ve ticaret antlaÅŸması yapması için görevlendirmiÅŸtir. Ancak Fransızlar ve İngilizler ile yapılan savaÅŸlar nedeniyle BaÅŸkan Adams’ın isteÄŸi gerçekleÅŸememiÅŸtir. Daha sonra 1820, 1823 ve 1828′de yapılan giriÅŸimler de çeÅŸitli nedenlerle sonuçsuz kalmıştır.21 Amerikalıların Anadolu’yu ilk ziyaretleri ticaret temelli olmuÅŸtur. Bazı kayıtlara göre, Amerikan ticaret gemileri ilk kez 1786 yılında İstanbul’u, 1797 yılında İzmir’i22, 1800 yılında ise İskenderiye’yi ziyaret etmiÅŸlerdir. Amerikalılar Osmanlı tebaasına ağırlıklı olarak rom ve pamuklu mâmüller satmış, ülkelerine de halı, kuru üzüm, incir, deri ve afyon götürmüşlerdir. İlk resmî ziyaret ise Amerikan gemisi George Washinton firkateyninin İstanbul’u ziyaretidir. 23 George Washington Akdeniz’e giren ilk Amerikan harp gemisidir ve bu seferin devamında İstanbul’a ulaÅŸmıştır. 9 Kasım 1800 tarihli ziyarette Amerikalılar PadiÅŸaha çeÅŸitli hediyeler sunmuÅŸlardır.24 Bu dönemde ABD’nin Osmanlı topraklarında resmî elçisi olmadığı için iki ülke arasındaki iliÅŸkiler, İngiliz konsolosları tarafından yürütülmüştür. ABD İngiltere’ye bu hizmeti karşılığı önemli miktarda para ödemekte idi. Amerikan Hükûmeti hem bu parayı ödememek hem de Türk-Amerikan iliÅŸkilerini İngiltere’nin gözetiminden kurtarmak maksadıyla Osmanlı Devleti’ne kendi elçisini gönderme kararı almıştır. Ancak, ABD’nin o dönemdeki elçilik giriÅŸimi sonuç getirmemiÅŸtir. ABD ortaya çıkan bazı engellerden dolayı elçiyi gönderemeyeceÄŸini Osmanlı Devleti’ne bildirmiÅŸtir. Elçi gönderme kararına raÄŸmen ABD’nin Osmanlı Devleti’ne elçi göndermemesine sebep olarak; o dönemde Fransa’nın Mısır’ı iÅŸgali ve Amerikan kamuoyunun Fransız yanlısı tutumu düşünülmektedir.25 İzmir limanı ile ticaret yapan Amerikan tacirleri, resmî Amerikan görevlilerin yokluÄŸunda, Osmanlı bürokratları ve diÄŸer yabancı ülkelerin tacirleriyle aralarında doÄŸacak meselelerin çözümlenmesi için çalışacak gayri resmî bir teÅŸkilatı 1811 yılında kurmuÅŸlardır. BaÅŸkanlığını David Offley’in yaptığı Amerikan Ticaretevi, kısa sürede İzmir limanına gelen Amerikalı tacirlerin ilk uÄŸradığı yer haline gelmiÅŸtir. Ticaretevi görüntüsü altındaki bu kurum bir nevi konsolosluk gibi çalışmıştır. Offley bir konsolosun yerine getirmesi gereken tüm görevleri ifa etmiÅŸtir.26 1810′dan sonra İzmir’e “ticarî temsilci” sıfatıyla ABD tarafından atanan Offley’in 1823′ten sonra Osmanlı Devleti tarafından tanınmasını müteakip 1830 antlaÅŸması ile birlikte ABD, Osmanlı Devleti’nde gerekli gördüğü yerlere konsolos tayin etme hakkına sahip olmuÅŸtur. XIX. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti ile ABD arasındaki ticaret hacmi bir milyon dolara eriÅŸmiÅŸtir. 1816′da 8, 1823′te 18, 1825′te 22, 1828′de 28, 1830′da ise 32 Amerikan gemisi İzmir’e gelmiÅŸtir.27 1843 yılında Çanakkale BoÄŸazı’ndan geçen 6286 gemiden yalnızca iki tanesi Amerikan gemisi iken, Kırım Savaşı’nı izleyen yıllarda İstanbul limanına her hafta bir Amerikan gemisi girmiÅŸtir.28
4. İLK ANTLAŞMALAR VE İLİŞKİLERİN GELİŞİMİ
1827 yılında Navarin’de Osmanlı donanmasının İngilizler, Fransızlar ve Ruslar tarafından yakılması  Türk-Amerikan iliÅŸkilerine yeni bir boyut getirmiÅŸtir. Rusların, İngilizlerin ve Fransızların katıldığı bu saldırı ve bu saldırının ardından yaÅŸanan 1828-1829 Osmanlı Rus savaşı neticesi Osmanlı ordusunun aldığı yenilgi, Osmanlı Devletini yeni dostluk arayışlarına itmiÅŸtir. Osmanlı Devleti ile ABD temsilcileri arasındaki görüşmeler neticesinde, Osmanlı- ABD Ticaret ve Seyrisefain AntlaÅŸması 7 Mayıs 1830 tarihinde imzalanmıştır.29 Dokuz maddeden oluÅŸan antlaÅŸmayla, ABD’ye “en ziyade müsaadeye mahzar millet”30 (the most favored nation) statüsü verilmiÅŸtir. ABD bu statüye eriÅŸmeye sadece Osmanlı Devlet’ine deÄŸil iliÅŸkiye girdiÄŸi hemen her devlete kabul ettirmeye çalışmıştır. Bu suretle, baÅŸka devletlerin herhangi bir devletten saÄŸladığı ticarî imtiyaz ve avantajlardan ABD’de kendiliÄŸinden yararlanma imkânı elde etmiÅŸtir.31 Bu statü sayesinde ABD, Osmanlı limanlarını ziyaret eden Amerikan tacirlerinden, evvelce bu statü tanınan diÄŸer devletlerin tacirlerinden alınandan daha fazla gümrük ve resim talep edilmemesi ve diÄŸer ülke vatandaÅŸlarının sahip olduÄŸu her türlü ayrıcalık ve muafiyetten de yararlanmalarını saÄŸlamıştır. AntlaÅŸmanın diÄŸer hükümleriyle, iki ülke arasında diplomatik ve konsüler iliÅŸki kurulması, Osmanlı topraklarında suç iÅŸleyen Amerikan vatandaÅŸlarının hangi hukukî rejime tâbi olacakları ve Amerikan ticaret gemilerinin BoÄŸazlardan serbestçe geçerek Karadeniz’e açılabilmeleri konuları da düzenlenmiÅŸtir.32 1830 Ticaret AntlaÅŸması’nın ABD’de Osmanlı donanması için maliyet fiyatına gemiler yapılması ve İstanbul Tersanesi’nde Amerikalı mühendisler tarafından gemi inşâ edilmesi çerçevesinde teknik yardımları öngören gizli maddesi vardı.33 Ancak bu gizli madde, Amerikan Senatosu tarafından, ABD dış siyasetinde ihtilaflara yol açacağı endiÅŸesiyle reddedilmiÅŸtir. Gizli maddenin reddi Bâbıâli’yi son derece rahatsız etmiÅŸtir. Hatta PadiÅŸah II.Mahmud bu geliÅŸme üzerine ÅŸu ÅŸekilde öfkesini dile getirmiÅŸtir;34 “…Frenklerin âdetleri kendülerinin mukaddemâ söyledikleri sözden nükûl etmeÄŸe (vazgeçme) asla utanmazlar hemen kendülerine menâfi’i olacak maslahat ne ise tervice bakarlar.” Bu memnuniyetsizliÄŸi ortadan kaldırmak isteyen ABD BaÅŸkanı, II.Mahmud’a bir mektup yollayarak, ABD Anayasasına göre senatonun muvâfakatı ve tasvibi olmaksızın, kendisinin bu maddenin onaylanmasından tamamıyla men edilmiÅŸ olduÄŸunu ve padiÅŸahın bu durumu anlayışla karşılayacağını ümit ettiÄŸini ifade etmiÅŸtir.35 Bu gizli madde, her ne kadar Amerikan makamları tarafından resmen kabul edilmemiÅŸ ise de pratikte hayata geçirilmiÅŸ ve gemi yapımıyla ilgili teknik yardım Osmanlı Devleti’ne yapılmıştır.36 ABD’nin en ünlü gemi mühendislerinden Henry Eckford 1831 AÄŸustos’unda kendi yaptığı bir savaÅŸ gemisi ile İstanbul’a gelmiÅŸtir. Bunu ABD baÅŸkanının Senato’nun gizli maddeyi reddetmiÅŸ olmasına raÄŸmen attığı olumlu bir adım olarak deÄŸerlendiren II.Mahmud, 1831 Ekim’inde antlaÅŸmayı onaylamıştır.37 Henry Eckford’un İstanbul’a getirdiÄŸi savaÅŸ gemisi “United States” Osmanlı Devleti tarafından 150.000 dolara satın alınmıştır. Ayrıca Eckford ile Tersane-i Amire’de çalışması için bir sözleÅŸme yapılmıştır. Gerekli malzeme ve eleman temini için ABD’ye giden Eckford 1832 yazında yanında gemi mühendisi Foster Rhodes ve gemi işçileri ile İstanbul’a dönmüş ve çalışmalarına baÅŸlamıştır. Eckford’a Aynalıkavak’ta Amerikanvari gemi yapımına mahsus bir tersane alanı inÅŸa edilmiÅŸtir. Eckford’un ölümünden sonra yerine Foster Rhodes geçmiÅŸtir. Rhodes 1840′a kadar kaldığı İstanbul’da, aralarında Nev Eser, Nusretiye, Mesir-i Ferah gibi Osmanlı donanmasının en etkili fırkateynlerinin de bulunduÄŸu 10′un üzerinde gemi yapmıştır. 1840′ta Amerika’ya dönen Rhodes’un yerine Rihs adında bir Amerikalı gemi mühendisi çalışmış ancak bir süre sonra o da ülkesine dönmüştür. Amerikalıların çalışmaları esnasında Türk gemi mühendisleri de yeni tekniklerden haberdâr olmuÅŸ, Amerikalıların ülkelerine dönmesinden sonra da savaÅŸ gücü yüksek ve saÄŸlam gemiler yapmaya devam etmiÅŸlerdir. Osmanlı donanması Sultan Abdülaziz döneminde en büyük gücüne ulaÅŸmıştır.38 O dönemde Amerikan iÅŸadamlarının Osmanlı topraklarında çeÅŸitli faaliyetlere giriÅŸtikleri görülmektedir. Amerikan iÅŸadamları Osmanlı topraklarında Amerikan pamuÄŸunu yetiÅŸtirme ve çeÅŸitli maden arama çalışmaları yapmışlardır. Amerikalılar 1847 yılında Payitahtta Sultan Abdülmecid’e telgraf makinesinin demosunu yaparlarken, Medine’de kutsal yerlerin aydınlatılması da Pennysylvania’dan gelen gazlarla yapılmaktadır.39 Amerikalıların bu çalışmaları ABD’nin Osmanlı’ya kayıtsız kalmadığının kanıtıdır ancak buradan yola çıkarak Osmanlı’da herhangi bir Amerikan etkinliÄŸinden de bahsedilemez. 7 Mayıs 1830 AntlaÅŸmasından sonra Osmanlı Devleti’nin ABD ile imzaladığı ikinci ticaret antlaÅŸması 13 Åžubat 1862 tarihli Seyrisafain ve Ticarete dair AntlaÅŸmadır.40 1830 AntlaÅŸmasında olduÄŸu gibi “en ziyade müsaadeye mahzar ülke” statüsü kabul edilmiÅŸtir. Bu statü gereÄŸince ve İngiltere ile imza edilmiÅŸ olan 16 AÄŸustos 1838 AntlaÅŸmasına41 atfen, % 8 ihrâcât gümrük resmi tedricen % 1′e AntlaÅŸmasına nazaran Osmanlı Devleti ile ABD arasındaki ticarî münasebetleri çok ayrıntılı bir ÅŸekilde düzenlemiÅŸtir. 1862 AntlaÅŸması 1884 yılında Osmanlı Devleti tarafından tek taraflı olarak yürürlükten kaldırılmış ve 1830 tarihli antlaÅŸmaya geri dönülmüştür.42 Bu dönemde ticaret oranları ise ÅŸu ÅŸekildedir; ABD’nin yıllık ihrâcâtı içinde Osmanlı Devleti’nin payı % 1.7, Türkiye’den satın aldığı mallar ise ABD ithalatının % 1′ini oluÅŸturmaktadır.   Öte yandan Osmanlı Devleti’nin ihrâcâtı içinde ABD’ye yapılan ihrâcâtın payı % 23′tür. Bu antlaÅŸmalarla birlikte Osmanlı döneminde Türk Amerikan ticarî iliÅŸkileri hızlı bir büyüme kaydetmiÅŸtir.43 Birçok Amerikan ÅŸirketi ülkenin dört bir yanında faaliyet göstermeye baÅŸlamıştır. Bu ÅŸirketlerden biri olan Singer DikiÅŸ Makineleri Åžirketi’nin tek başına ülke genelinde 200 bayii vardır.44
Bu Yazi Bugun: 0 defa, Toplam: 38 defa okundu
BENZER YAZILAR:
